Zeki Dağ'ın Kaleminden
BAŞARININ İLK ADIMI...
Bazen insanın önündeki en büyük engel, yolun zorluğu değil; çevresinden duyduğu olumsuz seslerdir.
İnsanın düşünce biçimi, kendisine bakışı ve hayatı yorumlama şekli, büyük ölçüde içinde bulunduğu çevreden etkilenir. Çünkü insan, yalnızca kendi düşünceleriyle değil, zamanla çevresinden benimsediği fikirlerle de şekillenir. Bu nedenle hayatta ilerlemek isteyen bir insanın dikkat etmesi gereken en önemli konulardan biri, kimlerle vakit geçirdiğidir.
Zira başarıya ulaşma arzusu, bazen insanın içinde değil, çevresinde söylenen sözlerin arasında zayıflar. Başarıyla alay eden, hayalleri küçümseyen ve sıradanlığın dışına çıkmayı gereksiz gören insanların arasında uzun süre yaşayan biri, bir süre sonra kendi hedeflerini bile sorgulamaya başlayabilir.
Ancak burada önemli bir ayrımı yapmak gerekir: Başarısızlık yaşayan herkes başarısız bir insan değildir.
Hayatında tökezleyen, bir girişiminde istediği sonucu alamayan ya da hayalleri için mücadele ederken düşen insanlara başarısız denilemez. Çünkü bazen bir başarısızlık, insanı gerçek başarıya götüren en önemli tecrübedir. Asıl mesele, düşmek değil; düştükten sonra ayağa kalkmayı reddetmektir.
Burada sözünü ettiğimiz insanlar, başarısızlık yaşamış olanlar değil; umutsuzluğu bir yaşam biçimine dönüştüren, başarılı insanlarla alay etmeyi alışkanlık hâline getiren ve başkalarının ilerlemesini engelleyerek kendi yetersizliklerini gizlemeye çalışanlardır.
Onlar, siz daha ilk adımı atmadan hayallerinizin imkânsız olduğuna inanmanızı sağlayabilir. Henüz yeteneklerinizi denemeden kendinizden şüphe etmenize, başarabileceğiniz şeyleri gözünüzde büyütmenize neden olabilirler.
Bir projeden söz edersiniz, “Senden olmaz.” derler.
Kendinizi geliştirmek istersiniz, çabanızla alay ederler.
Bir adım ileri gidersiniz, bu kez de o noktaya ulaşmayı hak etmediğinizi düşündürmeye çalışırlar.
Zamanla insan, başkalarının kendisi hakkında söylediklerini kendi düşünceleri sanmaya başlar. İşte tehlike de tam burada ortaya çıkar.
Çünkü bazen insanın önündeki en büyük engel, kendi yetersizliği değil; başkalarının yetersizliğine göre şekillendirdiği düşünceleridir.
İnsan, içinde bulunduğu çevrenin sessizce şekillendirdiği bir varlıktır
Gözümüzün önündeki engelleri fark etmek kolaydır. Bir duvarı görür, onu aşmanın yollarını ararız. Fakat çevremizdeki insanların zihnimize yerleştirdiği olumsuz düşünceler aynı şekilde görünür değildir.
Bu düşünceler sessizce içimize sızar. Önce bir şüphe olarak başlar, ardından alışkanlığa dönüşür ve zamanla kendi inancımızmış gibi benimsediğimiz bir düşünce hâlini alır.
Bir süre sonra başkalarının bize söylediği “Yapamazsın.” cümlesini, kendimize söylemeye başlarız.
Artık bizi durdurmak için birilerinin yanımızda olmasına bile gerek kalmaz. Onların sesleri, zihnimizin içinde yaşamaya devam eder.
Bu nedenle insanın çevresini seçmesi, yalnızca sosyal bir tercih değil, aynı zamanda ruhunu ve zihnini koruma meselesidir.
Kimlerle yürüdüğünüz, nereye ulaşacağınızı etkiler
Hayatta ilerlemek isteyen insan, kendisini sürekli eleştiren değil, gelişmesine yardımcı olan insanlarla birlikte olmalıdır.
Elbette burada kastedilen, her söylediğinizi onaylayan ya da hatalarınızı görmezden gelen insanlarla çevrelenmek değildir. Aksine, gerçek dostluk gerektiğinde yanlışınızı söyleyebilmektir. Ancak bunu sizi küçülterek değil, daha iyisini yapmanıza yardımcı olarak gerçekleştirmektir.
Size eksiklerinizi gösterirken değerinizi unutturmayan, başarınızı kıskanmak yerine sizinle birlikte sevinen, düştüğünüzde sizi aşağı çekmek yerine ayağa kalkmanıza destek olan insanlar, hayatınızın en kıymetli zenginliklerindendir.
Böyle insanların yanında insan, yalnızca kendisini daha güçlü hissetmez; aynı zamanda kendi potansiyelini keşfetmek için cesaret de bulur.
Bununla birlikte, çevremizde zor zamanlar geçiren ya da bizden farklı düşünen herkesi hayatımızdan çıkarmamız gerektiğini düşünmek de doğru değildir. İnsanlara destek olmak, onların hatalarına anlayış göstermek ve zor günlerinde yanlarında durmak da insanlığın bir gereğidir.
Ancak bir başkasına destek olmakla, onun sürekli olarak sizi umutsuzluğa sürüklemesine izin vermek aynı şey değildir.
Başkalarına karşı merhametli olurken kendinize karşı da sorumlu olmalısınız.
Sizi sürekli geriye çeken, gelişme arzunuzu söndüren ve her güzel düşüncenizi küçümseyen bir ortamdan uzaklaşmak, kibir değil; kendinizi koruma bilincidir.
Başarıya giden yolda kendinize iki soru sorun
Bir hedefiniz varsa yalnızca “Nereye ulaşmak istiyorum?” diye sormanız yeterli değildir.
Şu soruları da kendinize yöneltmelisiniz:
“Çevremde kimler var?”
“Bu insanlar içimde umut mu büyütüyor, yoksa korku ve şüphe mi?”
Çünkü bazen önünüzdeki yol açıktır, imkânlarınız vardır ve yeteneklerinizi geliştirebilecek durumdasınızdır. Buna rağmen ilerleyemezsiniz. Bunun nedeni, her gün size ulaşamayacağınızı söyleyen seslere kulak vermeniz olabilir.
Oysa hayat, başkalarının sizin için çizdiği sınırların içinde yaşamak zorunda olduğunuz bir yolculuk değildir.
Hayallerinizin büyüklüğüne başkalarının korkuları karar vermemelidir. Geleceğiniz, geçmişte yaşadığınız bir başarısızlığın gölgesinde kalmamalıdır. Ve kendinize duyduğunuz güven, başkalarının sizi ne kadar takdir ettiğine bağlı olmamalıdır.
Unutmayın; doğru çevre, sizin yerinize başarıya ulaşmaz. Fakat çabanızı besler, bakış açınızı genişletir ve zorlandığınız zamanlarda yeniden denemeniz için size güç verir.
Bu yüzden kendinizi geliştirmek istiyorsanız önce düşüncelerinize, ardından alışkanlıklarınıza ve son olarak da çevrenize dikkat edin.
Çünkü bazen başarıya giden ilk adım, daha hızlı koşmak değil; sizi sürekli geriye çeken ortamdan uzaklaşıp doğru insanlarla yürümeyi öğrenmektir.
Son olarak size şu soruyu bırakmak istiyorum:
Sizce insanın başarısında kendi azmi mi daha belirleyicidir, yoksa içinde bulunduğu çevre mi? Hiç çevrenizdeki insanların düşünceleri yüzünden bir hayalinizden vazgeçtiğiniz ya da doğru insanların desteğiyle yeniden cesaret bulduğunuz oldu mu?
Yorumlar 0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
Türkiye kategorisindeki diğer haberler

12. Malatya Kitap Fuarı Lansman Toplantısı Yapıldı

Vali Seddar Yavuz’un 19 Ekim Muhtarlar Günü Mesajı

AK Gençlik Malatya Tarih Yazdı: On Binlerce Genç Tek Yürek Oldu

Gazeteci H. Serap Karlıdağ’dan 19 Ekim Muhtarlar Günü Mesajı: Muhtarlar…

Vali Yavuz, Hafızlık İcazet Merasimine Katıldı

