DOLAR49,39
EURO55,30
BITCOIN4.043.317
17° MALATYA
Türkiye

Zeki Dağ'ın Kaleminden....

Kim Olduğunu Söyle…

14 Ekim 2026 4 okunma 5 dk okuma
1000260097
1000260097
Zeki Dağ’ın Kaleminden...


Kim Olduğunu Söyle…


İnsan bazen değişmez; sadece zaman geçtikçe kim olduğunu gösterir. Aslında kimse değişmedi, yalnızca maskeler düştü, gerçekler ortaya çıktı. Zaman, insanın en sessiz aynasıdır. Yeter ki o aynaya doğru bakmasını bilelim. Bakışımız güzelse, gördüğümüz de güzel olacaktır.


Güle sormuşlar:

“Sen neden dikenlisin?”

Gül cevap vermiş:

“Beni yalandan seven değil, gerçekten seven tutabilsin diye…”

Ne kadar anlamlı bir söz. Çünkü bazı insanlar vardır; bırakın onlara gül vermeyi, dikenini bile çok görürsünüz. Oysa gül de bizimdir, diken de. Mesele, karşımızdaki insanın hangisini hak ettiğini bilmektir.


Hayat bana şunu öğretti: Her iyiliğin karşılığını insanlardan beklememek gerekir. Çünkü bazen yaptığınız iyilik, arkanızdan yapılan bir dedikodunun konusu olur. Bu yüzden kimsenin bana iyilik yapmasına muhtaç olmak istemem. Bizim iyiliğimiz bir başkasına dokunsun, bize de bir selamları yeter. Az olsun, bizim olsun. İyi olsun, yine bizim olsun. Yeter ki samimi olsun.

Aşık der ki:


“Gece olur uykum gelmez, gündüz olur yüzüm gülmez. Kimseler hâlini sormazlar. Neden boynunu büktün?”


Belki de insanın boynunu büken, yaptığı yanlışların ağırlığıdır. Herkes bir gün kendi yaptıklarıyla yüzleşir. Ben hiç kimsenin kötülüğünü istemem. Ama herkesin bir gün kendi yaptıklarıyla karşılaşmasını, “Ben nerede yanlış yaptım?” diye kendisini sorgulamasını isterim.


Çok nankör insan gördüm. İşin acı tarafı, çoğu yabancı değildi. Aynı sofraya oturduğum, derdini dinlediğim, elimden geldiğince yanında olduğum insanlardı. İnsan ne bilebilir ki? Herkesi kendisi gibi sanıyor. İşte insanın en büyük yanılgılarından biri de bu.


Ben hiçbir zaman kötü olmayı düşünmedim, dostum. Fakat iyi niyetli olmanın bedelini çoğu zaman ağır ödedim. Çünkü herkesi kendim gibi bildim. İnsan, kendi kalbini başkasının kalbine ölçü yaptığında bazen en büyük yanılgıyı yaşıyor.


Hz. Ali’ye atfedilen güzel bir söz vardır:

“İyilik yaptığın kişiden gelecek darbeye hazırlıklı ol.”

Velhasıl, menfaati bitenin nankörlüğü başlar.


Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) atfedilen şu güzel söz de insanın yüreğine dokunur:


“Kırdığın kalbe iyi bak; ona bir gün yolun düşecek.”

Ne kadar doğru… İnsan bugün güçlü olabilir, bugün haklı olduğunu düşünebilir, bugün başkasının kalbini kırabilir. Ama hayat uzun bir yolculuktur. Dün kırdığınız insanla yarın yeniden karşılaşmayacağınızın hiçbir garantisi yoktur.


Biz iyi olduk, kaybettik. İnsanlık yaptık, kaybettik. Biz kaybettik, onlar kazandı. Ama biz meseleyi Allah’ın adaletine bıraktık. Çünkü biliriz ki Allah’ın adaleti şaşmaz. Biz yeter ki doğru yoldan ayrılmayalım.


Kırıldığımı belli etmiyorum diye bana yapılanları unuttuğumu sanıyorlar. Oysa unutmak başka, kin tutmak başkadır. Ben kin tutacak kadar kötü biri değilim. Fakat her şeyi sineye çekip hiçbir şey olmamış gibi davranacak kadar da kendime haksızlık edecek değilim.


Herkes kendine yapar.

Bunu unutmayın güzel dostlar.

“Ölürsem unutma beni…”

İnsanın bazen söyleyebileceği en ağır sözlerden biridir bu. Ölüm, insanın bütün hesaplarını susturur. Geriye yalnızca yaşadıklarımız, sevdiklerimiz ve gönüllerde bıraktığımız izler kalır. Beni yanlış yerde aramayın; beni doğru yerde arayın. Belki orada dedikodu yoktur. Varsa da yine eski yerimize döneriz.

Hayat işte dostum…


Bazen yüzü gülsün diye uğraştığın insanın seni ağlattığına şahit olursun. Bazen bir insanın derdini dert edinirsin, sonunda kendi derdinin ortasında kalırsın.

Belki de bazı insanları kendi hâline bırakmak gerekir. Bırakın birbirleriyle dertleşsinler. Belki bir gün doğru yolu bulurlar. Belki…


Sakın unutmayalım: Ar damarını kaybeden insandan utanma, vicdan ve ölçü beklemek zordur. Bunun kadını erkeği yoktur. İnsan, önce insan olmalıdır. Allah bizleri doğru yoldan ayırmasın.


Çok zordur dostum, çok zordur…

İnsanı cahilliğinden çok, cahil olduğunun farkında olmaması yorar. Allah kimseyi özgüvenli cahillerle, sonradan görmelerle, haddini bilmeyen insanlarla karşılaştırmasın.


Çünkü insanın cehaleti bir yere kadar çekilir; fakat cehaletini marifet sanması gerçekten yorucudur.


“Zaman sana ne öğretti?” diye sorarlarsa, cevabım şudur:

“Kimsenin göründüğü gibi olmadığını…”


Bu yüzden bazı insanları gördüğünüz gibi sanmayın. Özellikle yüzünüze bakarak yalan söyleyenlerden uzak durun. Yol verin gitsinler. Ne derlerse desinler. Çünkü insan başkasını küçültmeye çalışırken aslında en çok kendisini küçültür.


Şair der ki:

“İyilikten vazgeçme. Hangi kalbe umut, hangi duaya vesile olacağını bilemezsin.”


İşte mesele tam da budur.

Biz iyilikten vazgeçmeyelim. Sadece kime güveneceğimizi öğrenelim. Yürüdüğümüz yollara, yanımızda yürüyen insanlara dikkat edelim. Herkesle aynı yolda yürümek zorunda değiliz.


İnsanların kalitesine bakmak gerekir. Kimin ne olduğunu zaman gösterir. Hele bir insan yüzünüze baka baka yalan söylüyorsa, bırakın kendi yoluna gitsin. Kendi kararını versin, kendi yolunda yürüsün.


Çünkü ahlak yoksa hiçbir şeyin anlamı kalmaz.

Bir insanda ahlak yoksa ondan sadakat, güven ve vefa beklemek de kolay değildir. Daha kötüsü, böyle insanlar bazen sizi de kendilerine benzetmeye çalışırlar. Sakın buna izin vermeyin. Güvenmediğiniz insandan uzak durun. Her mesafeli duruş düşmanlık değildir; bazen insanın kendisine duyduğu saygıdır.


Şu sözün de üzerinde çok düşünmek gerekir:

“Toprağa hizmet ettim, meyve verdi. İnsana hizmet ettim, inkâr etti.”

Belki de hayat bize hiçbir zaman beddua etmeyi öğretmedi. Ama yıllar bize başka bir dua öğretti:


“Herkes hak ettiğini bulsun.”

Bazen insanın söyleyebileceği en ağır ve en adaletli dua budur.

Düşmemizi görmek için sinsice pusuda bekleyenler olabilir. Allah onlara hep dimdik durduğumuzu göstersin.


Bazen öyle çok özlersin ki ağlayarak bir köşe ararsın. Bazen öyle yalnız kalırsın ki koşup toprağa sarılmak istersin.


“Alışamadım yokluğuna, canım annem…”

Anne özlemi başka hiçbir şeye benzemez. İnsan büyür, yaş alır, hayatın türlü yüklerini taşır ama annesinin yokluğunda yine çocuk kalır.


Biz, sahte insanların arasında kendimizi kaybetmedik. Kırıldık ama kötüleşmedik. Yorulduk ama insanlığımızdan vazgeçmedik. Kaybettik ama vicdanımızı kaybetmedik.


Belli bir yaştan sonra insan her şeyi kendi hâline bırakmayı öğreniyor.

Kim ne yaparsa yapsın, önce kendisine yapar.


Artık biz de kendi işimize bakıyoruz.

Güzel dostlarımız; hayat kısa, gönül kırmaya değmez. Kimseyi kendinizden büyük görmeyin, kimseyi de kendinizden küçük sanmayın. İyiliğinizi kaybetmeyin ama kime iyilik yaptığınızı da bilin.


Yolunuz doğru, gönlünüz temiz olsun.

Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

Kalın sağlıcakla, güzel dostlar…

Paylaş X Facebook

Yorumlar 0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır. Hakaret ve reklam içerenler onaylanmaz.

Türkiye kategorisindeki diğer haberler

Sonraki haber yükleniyor…

Deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Detaylar için Çerez Politikası.