reklam reklam reklam
DOLAR48,84
EURO55,75
BITCOIN4.113.118
20° MALATYA
Malatya

Başkan Dağ:Yöresel Fuar mı, Denetimsizliğin Pazarı mı?

Malatya’da son dönemlerde peş peşe düzenlenen yöresel ürünler fuarları, vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılaşıyor.

23 Eylül 2026 72 okunma 8 dk okuma
1000134456
1000134456

Anadolu Basın Birliği Malatya Şube Başkanı Başkan Zeki Dağ:

Yöresel Fuar mı, Denetimsizliğin Pazarı mı?

Malatya’da son dönemlerde peş peşe düzenlenen yöresel ürünler fuarları, vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılaşıyor.

Ancak son olarak Malatya Büyükşehir Belediyesi otoparkında düzenlenen gıda fuarıyla ilgili kamuoyuna yansıyan görüntüler ve denetim sonuçları, beraberinde çok ciddi soru işaretlerini de getirdi.

Öncelikle şunu sormak gerekiyor:

Güneşin altında gıda fuarı olur mu?

Gıda ürünlerinin satışa sunulduğu bir organizasyonun yer seçimi, ürünlerin muhafaza koşulları ve özellikle sıcaklık gerektiren ürünlerde soğuk zincirin korunup korunmadığı neden fuar başlamadan önce değerlendirilmedi?

Bu soruyu yalnızca biz değil, vatandaşlar da soruyor.

“Güneşin önünde gıda fuarı mı olur?”

“Nerede bu ilin yetkilileri?”

“Bu fuar açılmadan önce neden denetim yapılmadı?”

“Bu denetimi kim, kimler yapacak?”

“Fuarın kurulmasına ve gıda satışına kimler izin verdi?”

İşte kamuoyunun asıl merak ettiği mesele tam da burada başlıyor.

Malatya’da peş peşe yöresel ürün ve gıda fuarları düzenleniyor. Sucuktan peynire, tereyağından zeytinyağına, çeşitli gıda ürünlerinden farklı yöresel ürünlere kadar yüzlerce çeşit ürün günlerce, hatta haftalarca vatandaşın beğenisine ve alışverişine sunuluyor.

Özellikle 6 Şubat depremlerinin ardından ekonomik açıdan ciddi sıkıntılar yaşayan Malatyalı vatandaşlar için bu tür organizasyonlar, uygun fiyatlı ürün alma düşüncesiyle önemli bir alışveriş noktası hâline geliyor.

Aileler fuarlara gidiyor.

Alışveriş yapıyor.

Evlerin mutfaklarına ürünler giriyor.

Çocukların, yaşlıların, hastaların ve toplumun her kesiminin tükettiği gıdalar bu fuarlardan satın alınıyor.

Peki şimdi ortaya çıkan tablo karşısında sormayalım mı?

Bu ürünler neden daha önce denetlenmedi?

Güneşin Altında Gıda Fuarı Olur mu?

Vatandaşların tepkisi oldukça açık:

“Güneşin altında gıda fuarı mı olur?”

“Nerede bu ilin yetkilileri?”

“Bu fuar açılmadan neden denetim yapılmadı?”

“Vatandaş ürünü aldıktan sonra mı denetim yapılacak?”

Bu soruların küçümsenecek bir tarafı yoktur.

Çünkü söz konusu olan sıradan bir ürün değil, doğrudan insan sağlığıyla ilgili gıdadır.

Malatya Büyükşehir Belediyesi otoparkında düzenlenen yöresel ürünler fuarında, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü koordinesinde polis ve zabıta ekiplerinin katılımıyla gerçekleştirilen denetimlerde, saklama ve satış koşulları uygun olmayan ürünlerin tespit edildiği bildirildi.

Denetimde, “dana sucuk” adı altında satıldığı belirtilen 230 kilogram piliç sucuk ile 150 kilogram eritme peynirinin imha sürecine gönderildiği ifade edildi.

Şimdi burada durup düşünmek gerekiyor.

Bu tablo yalnızca “Denetim yapıldı, uygunsuz ürünler yakalandı” şeklinde geçiştirilemeyecek kadar önemlidir.

Çünkü mesele yalnızca imha edilen 380 kilogram ürün değildir.

Asıl mesele, o ürünlerden önce satılmış olabilecek ürünlerdir.

Vatandaşın satın aldığı ürünlerdir.

Evine götürdüğü ürünlerdir.

Çocuklarına, eşine, annesine, babasına ikram ettiği ürünlerdir.

Ve belki de hâlâ vatandaşların mutfaklarında bulunan ürünlerdir.

İşte tam da bu nedenle sorulması gereken soru şudur:

Neden denetim yapılmadan vatandaşlara satış yapılmasına izin verildiği konusunda kamuoyuna açıklama yapılmıyor?

Denetim, Vatandaş Ürünü Aldıktan Sonra mı Yapılır?

Devletin gıda denetimindeki temel amaç yalnızca uygunsuz ürünü bulup imha etmek değildir.

Asıl amaç, vatandaşın o ürüne ulaşmasını engellemektir.

Bir başka ifadeyle denetimin başarısı, yalnızca kaç kilogram ürünün imha edildiğiyle değil; vatandaşın o ürünü satın almadan önce riskin önüne geçilip geçilemediğiyle de ölçülmelidir.

Malatya Valiliği daha önce yaptığı açıklamalarda gıda denetimlerinde işletmelerin kayıt ve onay belgeleri, hijyen koşulları, ürünlerin son tüketim tarihleri, etiket bilgileri ve özellikle soğuk zincir koşullarının kontrol edildiğini duyurdu.

O hâlde sorumuz gayet açık:

Bir fuar kuruluyor.

Yüzlerce insan buraya alışveriş yapmak için geliyor.

Gıda ürünleri günlerce satışa sunuluyor.

Ve ancak fuarın ilerleyen günlerinde uygunsuz ürünler tespit ediliyorsa, ilk günden itibaren kapsamlı denetim yapılması neden sağlanmadı?

Bu sorunun cevabı kamuoyuna verilmelidir.

Çünkü denetim, fuarın sonlarına doğru yapılan bir işlem olmamalıdır.

Denetim, vatandaş ürünü satın almadan önce yapılmalıdır.

“Yöresel” Kelimesi Bir Güven Belgesi Değildir

Burada başka bir noktaya da özellikle dikkat etmek gerekiyor.

“Yöresel ürün” ifadesi vatandaşın zihninde doğal olarak güven, kalite, gelenek ve samimiyet çağrıştırıyor.

Ancak bir ürünün fuarda “yöresel ürün” adı altında satılması, o ürünün otomatik olarak güvenilir olduğu anlamına gelmez.

Nitekim Malatya Ticaret İl Müdürlüğü tarafından yayımlanan yöresel ürün listelerinde hangi ürünlerin yöresel ürün olarak değerlendirildiği ve üretici/tedarikçi listelerinin nasıl oluşturulduğu belirtiliyor.

Dolayısıyla “yöresel fuar” adı, hiçbir şekilde denetim mekanizmasının yerine geçemez.

Tam tersine, vatandaşın yoğun olarak alışveriş yaptığı böyle organizasyonlarda denetimin daha görünür ve daha sıkı olması gerekir.

Çünkü vatandaşın zihnindeki “yöresel” algısı, kamu denetiminin yerine konulabilecek bir güvence değildir.

Bir ürünün nereden geldiği kadar, hangi koşullarda üretildiği, nasıl muhafaza edildiği, etiket bilgilerinin doğru olup olmadığı ve mevzuata uygun şekilde satışa sunulup sunulmadığı da önemlidir.

Depremzede Vatandaşın Güveni de Korunmalı

Malatya’nın özel bir durumu var.

Bu şehir büyük bir deprem felaketi yaşadı.

6 Şubat depremleri binlerce insanın hayatını değiştirdi. İnsanlar evini, işini, düzenini kaybetti.

Bugün hâlâ ekonomik olarak toparlanmaya çalışan çok sayıda insan var.

Böyle bir şehirde vatandaşın cebinden çıkan her kuruş daha da önemlidir.

Vatandaş fuara giderken “Uygun fiyatlı ve güvenilir ürün alıyorum” düşüncesiyle hareket ediyorsa, kamu kurumlarının görevi de bu güvenin kötüye kullanılmasını önlemektir.

Eğer bir vatandaş, güvenerek satın aldığı ürünün mevzuata aykırı olduğunu daha sonra öğreniyorsa burada yalnızca ekonomik bir mesele yoktur.

Tüketici güveni vardır.

Sağlık riski vardır.

Kamu denetimine duyulan güven vardır.

Ve elbette vatandaşın ödediği paranın karşılığını alamaması ihtimali vardır.

Dolayısıyla konu yalnızca birkaç ürünün denetim sırasında tespit edilip piyasadan çekilmesinden ibaret değildir.

Konu, vatandaşın alışveriş yaptığı anda kendisini ne kadar güvende hissettiği ve bu güvenin kamu kurumları tarafından nasıl korunduğudur.

Şimdi Kurumlara Düşen Görev Susmak Değil, Açıklama Yapmaktır

Bu noktada Malatya Valiliği başta olmak üzere ilgili kamu kurumlarından kamuoyunun beklediği şey çok açık:

Açıklama.

Fuarın kuruluş aşamasında hangi izin ve kontroller yapıldı?

Fuara katılan firmalar hangi kriterlere göre kabul edildi?

Satışa sunulan gıda ürünlerinin kayıt ve belgeleri önceden kontrol edildi mi?

Soğuk zincir gerektiren ürünlerin muhafaza koşulları fuar başlamadan denetlendi mi?

İlk denetim ne zaman yapıldı?

Daha önce herhangi bir uygunsuzluk tespit edildi mi?

Fuarda satış yapan firmalarla ilgili geçmiş denetim kayıtları incelendi mi?

İmha edilen ürünleri satan işletmeler hakkında hangi işlemler uygulandı?

Ve belki de en önemlisi:

Fuardan daha önce alışveriş yapan vatandaşların olası mağduriyetlerini gidermek için herhangi bir çalışma yapılacak mı?

Bunlar polemik soruları değildir.

Bunlar vatandaşın hakkıdır.

Vatandaşın bilmek istediği, kurumları karşı karşıya getirmek değil; sistemin nasıl işlediğini ve nerede bir aksama yaşandıysa bunun nasıl giderileceğini öğrenmektir.

Çünkü kamu denetimi söz konusu olduğunda şeffaflık da en az denetimin kendisi kadar önemlidir.

Sorumlu Kim?

Şimdi herkesin sorduğu soru bu:

“Belediye mi sorumlu?”

“Valilik mi sorumlu?”

“İl Tarım ve Orman Müdürlüğü mü sorumlu?”

“Fuar organizatörü mü sorumlu?”

Aslında burada yapılması gereken, bir kurumu peşinen suçlu ilan etmek değil; her kurumun kendi görev ve yetki alanındaki sorumluluğunun açıkça ortaya konulmasını istemektir.

Çünkü bir fuarın düzenlenmesi başka, fuar alanında gıda satışı yapılması başka, gıda güvenliğinin denetlenmesi başka, tüketicinin korunması başka bir sorumluluk alanıdır.

Bir organizasyonun düzenlenmesi ile o organizasyonda satılan ürünlerin mevzuata uygunluğunun denetlenmesi aynı şey değildir.

Bu nedenle kamuoyunun ihtiyacı, “Sorumlu kim?” sorusuna peşin bir cevap vermekten ziyade, hangi kurumun hangi aşamada hangi görevi üstlendiğinin açıkça ortaya konulmasıdır.

Vatandaşın beklediği ise kurumların birbirini işaret etmesi değil, görev zincirinin nerede aksadığının ortaya çıkarılmasıdır.

“Ceza Verildi, Konu Kapandı” Anlayışı Yeterli mi?

Kesinlikle sorulması gereken bir başka soru da budur.

Uygunsuz ürün tespit edildiğinde ürünün imha edilmesi elbette gereklidir.

İlgili mevzuat kapsamında gerekli idari işlemlerin uygulanması da gerekir.

Ancak kamuoyu açısından mesele burada bitmemektedir.

Çünkü ceza, vatandaşın daha önce satın aldığı ürünün parasını geri getirmiyor.

Ceza, vatandaşın yaşadığı olası sağlık endişesini de ortadan kaldırmıyor.

Ceza, “Ben bu ürünü güvenerek aldım” diyen tüketicinin kaybolan güvenini tek başına yeniden tesis etmiyor.

İşte bu nedenle yalnızca yaptırım uygulanıp uygulanmadığı değil, vatandaşın olası mağduriyetinin nasıl giderileceği de açıklanmalıdır.

Eğer yapılan incelemeler sonucunda mevzuatın öngördüğü daha ağır yaptırımları gerektiren bir durum ortaya çıkmışsa, bunun da ilgili adli ve idari merciler tarafından değerlendirilmesi gerekir.

Burada köşe yazarının görevi, “Şu kişiye hapis cezası verilsin” demek değildir.

Köşe yazarının görevi, vatandaşın sağlığını riske atabilecek eylemlerde mevcut hukuk kurallarının eksiksiz uygulanmasını ve kamuoyunun bilgilendirilmesini istemektir.

Malatyalının Sorusu Basit

Vatandaş şunu soruyor:

“Ben bu ürünü güvenerek aldım. Eğer ürün uygun değilse neden daha önce denetlenmedi?”

Bundan daha açık bir soru olabilir mi?

Bir fuar alanında günlerce satış yapılan bir ürünün, ancak vatandaşlar alışverişlerini yaptıktan sonra denetlenmesi kamuoyunun cevap beklediği ciddi bir konudur.

Üstelik Malatya’da gıda denetimleri konusunda daha önce de uyarılar yapılmıştı.

2019 yılında Malatya’da yöresel ve gıda fuarlarının yeterince denetlenmediğine ilişkin açıklamalar kamuoyuna yansımış; özellikle etiketsiz ürünler, muhafaza koşulları ve ilgili kurumların denetim görevleri gündeme gelmişti.

Aradan yıllar geçmesine rağmen aynı tartışmanın yeniden yaşanması, üzerinde ayrıca düşünülmesi gereken bir durumdur.

Çünkü kamuoyunun beklentisi, aynı sorunların farklı tarihlerde yeniden gündeme gelmesi değil; geçmişte yaşanan tartışmalardan ders çıkarılarak daha güçlü bir denetim sisteminin kurulmasıdır.

Artık Yapılması Gereken Belli

Malatya’da bundan sonra düzenlenecek her yöresel ürün fuarı için vatandaşın aklında soru işareti bırakmayacak bir sistem kurulmalıdır.

Fuar başlamadan önce denetim yapılmalıdır.

Fuar süresince düzenli denetim yapılmalıdır.

Soğuk zincir kontrolleri eksiksiz gerçekleştirilmelidir.

Etiket ve ürün içeriği kontrolleri yapılmalıdır.

Ürünlerin kayıt ve onay belgeleri kontrol edilmelidir.

Satış yapan işletmelerin mevzuata uygunluğu incelenmelidir.

Tespit edilen uygunsuzluklar kamuoyuna şeffaf biçimde açıklanmalıdır.

Bunlar lüks değildir.

Bunlar vatandaşın güvenli gıdaya erişiminin gereğidir.

Dahası, bu tür organizasyonların düzenlenmesinde görev alan tüm kurumların, organizasyon başlamadan önce görev ve sorumluluklarını açık biçimde belirlemesi ve denetim mekanizmasının fuar boyunca etkin şekilde işletilmesi gerekir.

Çünkü denetim yalnızca bir ürünün uygunsuz olduğunu tespit etmekten ibaret değildir.

Asıl mesele, o ürünün vatandaşın sofrasına ulaşmasını önlemektir.

Şimdi Gözler İlgili Kurumlarda

Malatya Valiliği'nin, Büyükşehir Belediyesi'nin, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'nün ve organizasyonda sorumluluğu bulunan diğer kurumların artık kamuoyunun karşısına çıkıp şu soruya cevap vermesi gerekiyor:

“Bu ürünler neden daha önce denetlenmedi?”

Çünkü mesele artık yalnızca 230 kilogram piliç sucuk ve 150 kilogram peynir değildir.

Mesele vatandaşın güvenidir.

Mesele vatandaşın cebidir.

Mesele vatandaşın sağlığıdır.

Ve en önemlisi, depremden çıkmış bir şehrin insanlarının kamu kurumlarına duyduğu güvendir.

Malatyalı vatandaş fuara giderken devletin denetim mekanizmasına güvenmek istiyor.

Kamu kurumlarının görevi ise bu güveni sonradan değil, ürün rafa konduğu ilk andan itibaren korumaktır.

Bir fuarın adı “yöresel” olabilir.

Tezgâhlar renkli olabilir.

Ürünler cazip görünebilir.

Fiyatlar uygun olabilir.

Kalabalıklar oluşabilir.

Ancak bütün bunların üzerinde olması gereken tek bir şey vardır:

Güvenli Gıda.

Ve güvenli gıdanın güvencesi, fuarın adı değil; etkin, zamanında, şeffaf ve sürekli kamu denetimidir.

Şimdi gözler ilgili kurumlarda.

Malatyalı vatandaş açıklama bekliyor.

Burada kim ve kimler sorumludur?

6 Şubat depremlerini ne tez unuttunuz?

İnsanların sağlığıyla niye oynuyorsunuz?

Burada sorumlu kim ve kimlerse, bunun açıkça ortaya konulması ve gerekli işlemlerin yapılması gerekir.

İnsanların sağlığıyla oynamayınız.

Güneşin altında gıda fuarı mı olur?

Hiç mi hayatınızda gıda fuarı görmediniz?

Yazık etmeyiniz şu güzel Malatya’mıza.

Yazık etmeyiniz bu vatandaşlarımıza.

Çünkü unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur:

Vatandaşın sağlığı her şeyden önce gelir.

Paylaş X Facebook

Yorumlar 0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır. Hakaret ve reklam içerenler onaylanmaz.

Malatya kategorisindeki diğer haberler

Sonraki haber yükleniyor…

Deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Detaylar için Çerez Politikası.